Saç Kıran ve Saç Dökülmesi

Bu döngü metabolik özellikler, genetik özellikler ve saçlarımızın maruz kaldığı dış etkenler sonucu yıpranmayla oluşan dökülmelerdir. Çeşitli saç dökülmesi tipleri vardır. Androgenetik saç dökülmesi (erkek tipi), kadınlarda saç dökülmesi, fizyolojik , alopesi areata ( saçkıran) tipi  saç dökülmesi.

 Cinsiyet ve yaş ayrımı olmadan saç, sakal, kaş, kirpik ve vücudun diğer bölgelerinde genellikle bozuk para büyüklüğünde oluşan dökülmelerdir. Bölgesel dökülme olarak adlandırılan Alopesi Areata’nın aslına bakarsanız sebebi tam olarak tespit edilmemiştir. Fakat bu dalda araştırma yapan bilim adamlarının üzerinde durduğu noktalar ise saçkıran oluşumunda stres, bağışıklık sistemi ve genlerin rol oynadığı yönündedir. Stres, üzüntü, depresyon, aşırı duygu değişimi bağışıklık sistemini zayıflatır. Zayıf düşen bağışıklık sistemi vücudu korumak yerine vücuda karşı bir saldırıya geçer. Aşırı depresif dönemlerin ardından saçkıran hastalığının oluşmasının nedeni de bundandır. Yani sınav döneminde aşırı stres yaşayan gençlerde oluşma olasılığı oldukça yüksektir. Aile geçmişinizde eğer Alopesi Areata yani saçkıran hastalığı baş göstermişse sizde bu riskle karşı karşıyasınızdır.

Saçkıran bir mantar türü olmadığı için bulaşıcı değildir. Mantar sadece saç derisine etki eden bir sorun olup sadece kepek oluşumuna sebep olmaktadır. Başlangıç aşamasında geçici bir hastalık gibi görünen saçkıran tedavi edilmediği sürece hızla yayılır ve kalıcı bir kelliğe sebep olabilir.

Tedavi için ilk uygulanan yöntem şifanın bitkilerde olduğuna olan inancımızdan dolayı sarımsak tedavisi olup kolayca herkesin evinde uygulayabileceği geçmişten gelen bir tedavi şeklidir.  Bitkisel tedavi yöntemlerinin yanı sıra bilimsel tedavi yöntemiyle bu hastalıktan kurtulma yolları aranmakta. Uzman doktor eşliğinde Kortizon enjeksiyon’u ve kremde bir deneme yöntemidir. Çok ince bir iğne ile saç köklerine kortizon enjekte edilerek yapılan bu yöntemde oldukça fazla kullanılmaktadır.

Bir çok hastalığın kaynağının stres olduğunu düşünürsek öncelikle aşırı stresten kendimizi arındırarak bu riski azaltabiliriz eğer bu hastalıkla karşı karşıya kaldıysak cilt doktorundan yardım almanızı tavsiye ederiz.